<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5401307434349199947</id><updated>2012-02-08T05:22:45.589+02:00</updated><title type='text'>Transcendental Eyes</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5401307434349199947/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Mess</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_b6xfD_aDoL0/SdvNQMhJA7I/AAAAAAAAAQg/ZR0GUT-8UA4/S220/mesutcenankonal.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>8</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5401307434349199947.post-6480697696144246695</id><published>2011-12-30T00:56:00.003+02:00</published><updated>2011-12-30T00:56:42.571+02:00</updated><title type='text'>İlk Maaşlar ve Uçak Bileti</title><content type='html'>Üç maaş aldım bugüne kadar. 1826.6 tl kazanmışım, net. Yine de kredi kartı borcum 800 küsür tl olarak duruyor. Galiba kapatamayacağım da böyle giderse. Son bir kaç saattir uçak bileti almaya çalışıyorum. Bakalım, ilk kez İstanbul'a uçmaya niyetlendim. Kartlarımda para olmadığı için (ve maaş ayın 15inde olduğu ve ayın 15nin de uçağın bu promosyon ücreti için çok geç olduğu için) amcama IBAN numaramı yollayıp 150 tl koymasını istedim. Eğer yaparsa yarın online olarak alabilirim, ya da sabahtan annemin kartıyla online değil manuel alırım para da bana kalır. Öyle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5401307434349199947-6480697696144246695?l=ultimeciaweapon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/feeds/6480697696144246695/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5401307434349199947&amp;postID=6480697696144246695' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5401307434349199947/posts/default/6480697696144246695'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5401307434349199947/posts/default/6480697696144246695'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/2011/12/ilk-maaslar-ve-ucak-bileti.html' title='İlk Maaşlar ve Uçak Bileti'/><author><name>Mess</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_b6xfD_aDoL0/SdvNQMhJA7I/AAAAAAAAAQg/ZR0GUT-8UA4/S220/mesutcenankonal.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5401307434349199947.post-5697892134587256201</id><published>2011-11-21T13:26:00.012+02:00</published><updated>2011-11-21T14:13:23.765+02:00</updated><title type='text'>Dedem, Babam ve Ben</title><content type='html'>Bu bayramda en az üç farklı kişi babamı görmüş gibi olduklarını söylediler beni görünce. Haklılar, giderek babama benzeyen bir görüntü arz ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berberdeydim az önce, şaçımı kestirdim. Saçımın kesilmesini sevdiğimi hatırladım. Daha sık kestirmeliyim saçımı, modumu etkiliyor, zira iki üç gündür pek iyi değildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedemle ilgili bir yazı kaleme alacaktım ama hala alamadım. Planladığım çoğu şeyi yapamıyorum çünkü kafam çok dağınık. Parçalara bölünmüş bir halet-i ruhiyem var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygı duymak önemli bir şey. İnsan her şeye karşı saygısız olamaz ve olmamalı. Bir şeyle dalga geçmek, bir şeyleri hafife almak, bir şeyin aslında insanların düşündüğü kadar ehemmiyet sahibi olmadığını düşünmek ve göstermek çok sıradan benim neslimde. Bunun en büyük savunucularından biri de benim zira. Tüm dinlerle, tüm siyasetçilerle ya da bir ülkenin kurtarıcısı addedilen bütün büyük önderlerle (ayrım gözetmeksizin) dalga geçebilmek, onlara eleştirel bakabilmek bir başarı. Çünkü sonuçta bunların hepsi birer erk ve onlara karşı böyle bir tutum bir insanın açık görüşlü olduğunu (bağımsız düşünebildiğini) ipucu edebilir, bir yere kadar. Ama işte, entelektüel duruş ile tırtlık burada birbirine çok yakınlaşabiliyor. Ve bir de burada insanın çuvaldızı kendine batırması lazım. Bu önemli. Kendini çok ciddiye alarak böyle tutumlar benimsemek, bahsi geçen kişileri de eleştirdikleri şeylere dönüştürmese bile, onlara paralel bir hale sokmuyor mu? O söz hep geliyor aklıma : "Kendini o kadar ciddiye alıyordu ki bizim onu ciddiye almamıza izin vermiyordu." Gerçekten böyle insanlar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ki benim dedem ve babam böyle insanlar değiller. Bence ben de değilim. Kendimi olumsuzlama işini iyi yapıyorum. Bir şey söylüyorsam buna ilk karşı çıkan (belki daha cümleyi söylemeden bile) kendim olabiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailem (geniş anlamda) bana hep "postmodern" gelegelmiştir. Ne anlamda kullanıyorum bilmiyorum fakat hissettiğim o ki bu etiket en çok benim aileme yaraşıyor. İşte, yine de, klasiklik postmodernlikten daha değerli ve saygı uyandırıcı bana göre ve ben dedeme ve babama ve bazı şeylere eskisinden daha saygılı olmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakış açısı önemli. &lt;br /&gt;Olanları, olayları olduğu gibi görebilmek çok daha önemli, galiba.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5401307434349199947-5697892134587256201?l=ultimeciaweapon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/feeds/5697892134587256201/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5401307434349199947&amp;postID=5697892134587256201' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5401307434349199947/posts/default/5697892134587256201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5401307434349199947/posts/default/5697892134587256201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/2011/11/dedem-babam-ve-ben.html' title='Dedem, Babam ve Ben'/><author><name>Mess</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_b6xfD_aDoL0/SdvNQMhJA7I/AAAAAAAAAQg/ZR0GUT-8UA4/S220/mesutcenankonal.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5401307434349199947.post-8379555894504057206</id><published>2011-10-16T23:01:00.004+03:00</published><updated>2011-10-21T09:20:46.566+03:00</updated><title type='text'>Yüksek Eğitim, Para, Hisler ve Güncel Düşünceler</title><content type='html'>Birkaç kişi olmuştu; benim gibi birinin (IQ'su ortalama ama meraklı ve araştırmacı) neden yüksek lisans yapmamak gibi bir gaflete düştüğünü ima eden. Çok fazla bilinçli olmadan yaptığım, düşüncelerimden çok hislerimle gerçekleştirdiğim bu eylemin asıl sebepleri bana geçenlerde gark olur gibi oldu. İki sebebi var bunun: belirsizliğe tahammül edememem ve yüksek lisans eğitiminin kısıtlayıcı/sıkıcı/gereksiz olabileceğini sezişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Entelektüelliğin bir getirisidir aslında hayatın ve durumların belirsizliğini kabul etmek ve bunlarla yaşamak. Tutunacak bir şey aramak, hatta bunu bulmak ya da bulduğuna inanmak ya da dünyamızda/hayatımızda kesin bir kesinlik olduğuna inanmak ve buna sarılmak, kolaya kaçmak ya da "entelektüel ölüm" olarak nitelendirilebilir. Lakin bu düşünceler hayata yansıdığı kadarıyla çok da bu yönde değil. En anarşist, en avant-garde, en entelektüel anlamda serseri adam bile bazı şeylere tutunarak yaşamıyor mu? Bir durum, bir düşünce ya da bir gerçeklik. İnsanların süreklilik ve istikrara ihtiyacı sadece devlet yönetimlerinde değil, kendi hayatlarında da gerekli bir şey belli ki. Asıl önemli olan diğer şey de bu, gerçeklik ve gerçekleri olduğu gibi gör(ebil)mek. Kimliğimle ilgili yazımda bahsettiğim gibi; dünyanın, yaşadığımız ülkenin ve en başta da kendimizin gerçeklerini görmek ve bunlara dayanarak kararlar almak ve seçimler yapmak. O bağlamda sanıyorum en doğrusunu yaptım, bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha somut olarak söylemek gerekirse en basitinden hayatım iki sene daha askıda olacaktı. Dört sene boyunca öğrenim ve katkı kredisi alarak okuduğum üniversite hayatıma, iki sene daha parasız ve sonucu ve süreci soru işaretleri ile dolu olarak geçen günler eklenecekti. Tabii ki bunlara ek olarak, asla bir Murat Seçkin olamayacağımı bilmek, akedemik ortamın insanları insanlıktan çıkarabilecek bir rekabet içine soktuğu imaları ve üniversitedeyken de gördüğüm ve arkadaşlarımla konuştuğumuz üzere hemfikir olduğumuz buralarda "merit"ten yoksun insanların yuvalanması da var. Independent olmanın verdiği rahatlıkla araştırma yapmanın rahatlığı da cabası. Burada hep Breivik aklıma geliyor, şu Norveçli cani. Bin küsür sayfalık manifestosunun kişisel kısımlarında (hepsini okumadım tabii ki) kendi kendine soru sorup cevapladığı kısımlarda, kendisine neden lisans eğitimine devam etmediğini soruyordu. Ve yine kendisi cevaplayarak, üniversitelerin "faşist"lerle dolu olduğunu, kendisi gibi "daha doğrusu orada barınamayacağını bildiğini söylüyordu. Benim durumum böyle değil tabii ki. Fakat oradaki "independent" olma isteğini anlayabiliyorum diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ayı aşkın süredir ücretli ingilizce öğretmenliği yapıyorum. Dün ilk Quiz'imi yaptım. Kpss kursuna da gidiyorum ve kurs başlayalı üç gün oldu. Bu ay ilk maaşımı aldım, az bir para ama sonuçta maaş. Bundan evvel de para kazandığım olmuştu ama banka hesabına yatan ve aylık olarak aldığım ilk para bu. Daha önce tercümeden, simultane tercümeden ve onüç gün katlanabildiğim barboyluk işinden de para kazandığım olmuştu. Bu konuda diyeceğim bir diğer şey ise, ilk maaşımı aldığım zamanın denk geldiği zaman dilimi. Manen desteklediğim "Occupy Wall Street" hareketi ve dünyanın bir çok yerinde ekonomik sorunların başgösterdiği bir dönem oluşundan bahsediyorum. İlginç sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaddafinin öldüğü haberleri dün yayıldı ve korkunç bir de videosu dönüyor. En son Saddam'ın idamını izlemiştim ve baya etkilenmiştim, hoşlanmamıştım. Kaddafi hakkında tam olarak ne düşüneceğimi bilemiyorum çünkü kendisini henüz wikipedia dan tam okumadım. İslam ve sosyalizmi karıştıran bir yönetimi benimsediği (green book'una göre) söyleniyor ama bu ne kadar uygulanıyordu bilmiyorum. Sadece medyadaki ve Amerikanın düşünmemizi istediği kadar şeytan biri olduğunu düşünmek istemiyorum diyebilirim, ama belki de öyledir. Libya'da yaşayan ve bağımsız ve objektif birinin yazısını okumak bu konuda çok iyi olurdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve son olarak Hakkari'deki şehit haberleri de sürekli gündemde. Bu olaya tepki olarak facebook ortamında  siyasi, tepkisel, tepkisellere tepkisel, saçma şekilde tepkisel, entelektüel şekilde tepkisel her türden paylaşımlar gördüm. Kimseye nefret kusmayalım aslında düşman kendimiziz diyen de, Hakkari'deki karakolun ya da benzeri bir yerin telefon numarasını verip, arayıp moral verelim diyerek (ki iyi mi kötü mü belli değil, çünkü telefonları kitleyip ailelerin ulaşmasını engellemişler) bununla "like" koleksiyonu yapanlar da var. Bence bu şekilde vatan sevgisiyle ya da patriotism duygusuyla yanlış şeyler yapan ya da yanlış, yanlış derken, faydadan ziyade zarar veren söylemlerde bulunan çok insan var. Beni sorarsanız, ben ölen insanlara ve bu duruma gerçekten üzülüyorum ve çözümün ne olduğunu bilmiyorum. Atatürk'ün reformlarıyla, en azından resmi olarak, din ve inanç yerine milliyet ve milli duygular temelinde yükselen bir ülke olan ülkemizde, böyle bir sorunun olması çok olası olsa da, birini bir düşünce için öldüren ya da öldürmeyi düşünen birinin psikolojisini hiç bir zaman anlayamayacağım sanırım. Mantık ve sağduyu, inanç ve sanrılarımıza galip gelmeli, her zaman ve her durumda.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5401307434349199947-8379555894504057206?l=ultimeciaweapon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/feeds/8379555894504057206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5401307434349199947&amp;postID=8379555894504057206' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5401307434349199947/posts/default/8379555894504057206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5401307434349199947/posts/default/8379555894504057206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/2011/10/yuksek-egitim-para-hisler-ve-dusunceler.html' title='Yüksek Eğitim, Para, Hisler ve Güncel Düşünceler'/><author><name>Mess</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_b6xfD_aDoL0/SdvNQMhJA7I/AAAAAAAAAQg/ZR0GUT-8UA4/S220/mesutcenankonal.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5401307434349199947.post-3886943880102372132</id><published>2011-08-11T21:28:00.005+03:00</published><updated>2011-08-11T21:37:03.320+03:00</updated><title type='text'>Kafamın İçindekiler</title><content type='html'>Kafamın İçindekiler  &lt;br /&gt;(Kimliğim Üzerine Bir Yazı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kitapları okudukça kendimi daha iyi tanıdığımı düşünüyorum. İnsan kendini yalnızca bir başkasında tanır sözünün bir başka boyutu olabilir bu. Hatta belki insanın kendini bir başkasında tanımasına yeğ bir tanıyış biçimi. İnsanın kendini tanımasında gerekli olan şeyin içsel olduğu kadar dışsal bağlamda da (içinde bulunduğu dünya, kültür ya da aile içerisinde) kendini ve konumunu kavraması olduğunu düşünüyorum. Fakültemdeki hocalardan birinin (Canan Hoca) çok fazla tekrarladığı “There’s no essential sense of self or identity” cümlesi, büyük ihtimalle içtenlikle katıldığım için, bende yer etmiştir. Özgün ya da orijinal bir kimlik olmadığı için ve taklit ederek, öykünerek, ya da bir şeyleri görerek, yaşayarak bir kimlik oluşturulabileceği için, hakikaten bir kitap kimlik edinme, kim olduğunu yeniden değerlendirme ya da titreyerek kendine gelme konusunda en iyi kılavuzdur. Yine bununla paralel bir şekilde lisedeki edebiyat hocamın “Doğal olmak sonradan öğrenilen bir şeymiş çocuklar, bunu sonradan öğrendim” demesi de aklımdadır. Bunları söyledikten sonra kendime çelişmem gerek; peki gerçekten orijinal ya da özgün bir kimlik olmadığını düşünüyor muyum? Aslında orada da bir açık kapı bırakabilirim; yarı çatlaklar, tutunamayanlar ya da kendini kaybetmiş tarzdaki insanlar belki kendi içlerinde birer parça özgünlük barındırabilirler. Ama iyi, başarılı ya da hali vakti yerinde olan insanlar büyük olasılıkla ya da büyük oranla değiller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimmişim peki ben? Anne tarafından yörük, baba tarafından da yarı gürcü ve karadenizli, bir memur çocuğuyum. Bu gerçek, sosyoekonomik olarak benim hakkımda bir çok yargıya varılmasına yardımcı olacaktır. Orta sınıf ve başarısız (boşanmış) bir ailenin çocuğuyum. Küçük bir kızkardeşim var. Anne tarafından kökenimiz köylü ve Antalya’da portakal bahçeleri ve sera sahibi. Baba tarafından köken de köylü sayılır (onların da Giresun’da fındık bahçeleri var) ama onlarda askeri bir yön de var, ki bu önemli. Dedem, kendi anlattığına göre zorluklarla yetiştiği (yolda bir silgi bulduğu için günlerce uyumazmış) bir Türkiye’de Astsubay olmayı başarmış. Bu gerçek de, aslında benim içinde yetiştiğim Konal ailesi hakkında bir çok yargıya varılmasında yardımcı olacaktır. Sinirli, otoriter, aksi ve ağzı bozuk bir adam olması (asker olmasının yan ya da doğrudan etkileri) babam başta olmak üzere tüm yedi kardeş üzerinde etkili olduğu gibi, aslında ben de 10 yaşımdan beri Üsküdar’da, dedemin yanında yetiştiğim için, bende de etkili olmuştur. Dedem görev icabı bazı şehirlerde görev aldıktan sonra İstanbul’a yerleşmeye karar vermiş, ve 1963 yılında sanırım, bunu yapmış. Şu an hala Üsküdar’da ikamet etmeye devam eden bu aileyle ilgili önemli bir diğer şey ise babannemin tamamen sessiz, boyun eğen, yürüyemeyen (son on yıldır heralde), adım atarken canı çıkan bir kadın olması. Bu tarz bir evlilik Konal ailesinde, benim gördüğüm kadarıyla ilk ve son olucaktır. Kadının tamamen sessiz olduğu, ciddiye alınmadığı ve de aşağılandığı ve çaresizlikten (büyük ihtimalle) boyun eğdiği “başarılı” bir aile, görünüşte. (Yazı yazmak insanın düşünmediği şeyleri düşünmesini sağlıyor, yukarıda bahsettiğim, bu tarz bir evliliğin Konal ailesinde tek, numunelik olduğunu ilk kez düşündüm mesela, ve gerçekten de öyle.) Peki  bu tarz bir evliliğin tekrarlanmasını, ailede yine görülmesini ister miydim? Bilmiyorum, istemezdim heralde ama amcalarım, halalarım (kısmen) ve babamın evlilikleri gibi başarısız, mecburiyetten ya da bir kaçış olarak yaptığı evliliklerinden birini yapmayı da hiç ama hiç istemezdim. Bu zor bir konu. (Buraya eklemeliyim ki Dostoevsky’nin Karamazov’larını kendi aileme çok benzetirdim, bir çok açıdan.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinden çıktığım aileyi (hem çekirdek, hem geniş) kabataslak oluşturduğuma göre, kendime geçebilirim. Kendi adıma diyebilirim ki sorunlu ve iyi biriyim. Başta kendimle olmak üzere bir çok şeyle sorunlu ve çelişkili bir ilişkim var (bu sorun ve çelişki çoğu zaman söz konusu ilişkiye zarar verecek derecede değildir.) Bunu somutlaştırmak adına, en basitinden facebook ile olan ilişkimi örnek verebilirim. Bir yandan bir nimet olduğunu düşünüp sevgi beslerken, öte yandan bir vakit kaybı olduğunu hissediyorum ve çıkmak, kurtulmak istiyorum, fakat sonra çıkayacağımı anlayarak garip şeyler yapıyor ya da ordaki varlığımı minimize etmeye, olabildiğince az şeyler paylaşmaya çalışıyorum, ve başaramıyorum, gibi. Kimliğimi kesin olarak belirleyen çok fazla şey yoktur, olabildiğince uyum sağlayan, açık görüşlü, hoşgörülü, anlayışlı, mevlanavari (konulduğu kabın şeklini alan) biri olmaya çalışıyorum, aslında özümde de öyle biriyim sanırım. Fakat bahsettim bu beni ben yapan az ve mühim şeylerin başında heralde ayak fetişisti olmam gelir. (Her şeyle olduğu gibi ayak fetişi olmamla da sorunlu bir ilişkim var.) Bundan çok keyif alıyorum ve memnunum ama öte yandan benim üzerimde bu kadar belirleyici olmasına sinir oluyorum. Bu konuda fazla konuşmayacağım; sadece bugün düşündüğüm bir şeyi paylaşacağım: benim gibi delice tutkulu ve olabildiğine yoksun birinin yine benim kadar kendi halinde, zararsız ve kendini-tatminkar oluşu bence beni bir ermiş, bir aziz seviyesine çıkartıyordur. Bu böyle olmalı çünkü ve bununla övünebilirim. Diğer bir husus, ilginç ya da eğlenceli bulmamam kendimi. Tabii ki çok fazla embesil ve aptal var bu dünyada ve onlarla kıyaslayarak kendimi entelektüel, ilginç ya da aşmış görebilirim. Ama ben kendimi en genel bağlama yerleştirerek düşünmeye çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlardan hoşlanıyorum. İlişki diyebileceğim şekilde üç ilişkim oldu. Bunun dışında bilimum hoşlantı, flört (karşılıklı, karşılıksız ya da sanal) ya da anlık kapılmalarım da var. Her ilişkimde giderek daha az hata yaptığımı düşünüyorum. (Ki buna rağmen son ilişkimde de yerle bir bir tutumum vardı.) Takıntılarımı ve egomu giderek azalttığımı, ve azaltabileceğimi düşünüyorum. Her ne kadar ilişki kişisel bir şey olsa da, reddedilişler, ayrılıklar ya da tüm ilişkisel sorunlar kişisel olmayabiliyor. Burada da yaşanan ilişkinin zemini, arkaplanı ve ilişkiyi yaşayan insanların hayatlarının hangi dönemlerinde bu ilişkiyi yaşadıkları önemli. (Belki bu yoğun bir züğürt tesellisi ama haklı olabilirim de.) Gene alıntılamış olacağım ama, etkilendiğim bir hatun kişinin de dediği gibi “Bazı şeyleri geride bırakıp, kahırlanmadan ya da buna benzer şeylere başvurmadan yola devam edebilmek, yaşanan şeyi daha anlamlı kılıyor.” Tırnak içinde yazdım lakin cümle böyle değildi, kendi laflarımda yeniden kurdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında, din ve felsefe ile de net değilim. Araftayımdır. İslamsal anlamda dindar olduğum söylenemez. Düşünce olarak da varoluşçuluğa ait hissederim kendimi. Varoluşsal sorunlarım olduğunu düşünür, varoluşçu olarak yaftalanmış yazarlara ve düşünürlere önyargısal bir sempati beslerim. Korkularım da vardır; yaşamak istediğim şeyleri yaşayamadan ölmek ya da yalnızlık gibi.&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5401307434349199947-3886943880102372132?l=ultimeciaweapon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/feeds/3886943880102372132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5401307434349199947&amp;postID=3886943880102372132' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5401307434349199947/posts/default/3886943880102372132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5401307434349199947/posts/default/3886943880102372132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/2011/08/kafamn-icindekiler.html' title='Kafamın İçindekiler'/><author><name>Mess</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_b6xfD_aDoL0/SdvNQMhJA7I/AAAAAAAAAQg/ZR0GUT-8UA4/S220/mesutcenankonal.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5401307434349199947.post-5078435086283188602</id><published>2011-05-14T09:50:00.008+03:00</published><updated>2011-10-16T22:25:42.326+03:00</updated><title type='text'>Sivil Hayata 3 Gün Kala</title><content type='html'>Askerliğin bitmesine 3 gün kaldı. Birliğimde canımı sıkan bir çok olaya rağmen modum sivil hayattakinden daha iyi. Umursadığım çok az şey var ve o umursadığım şeylerin de şu andaki hallerinden daha kötüye gitmeleri olanaksız. Dolayısıyla iyi günler beni bekliyor diyebilirim galiba. Üç-dört ay önce beni tak diye silen, engelleyen, numarasını falan değiştiren biri facebook profilinden engelimi kaldırabiliyor. Önceki hareketinde arayıp bulamadığım gibi, bu hareketten de bir anlam çıkarmaya çalışmayacağım tabii ki. Umursadığım ya da umursayacağım bir şey değil sanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerlik arkadaşlarım da var artık. İyi bir şey galiba bu. Sivil hayatımdaki büyük çoğunluğu yüzeysel olan arkadaşlıklarıma neredeyse bir o kadarı daha eklendi diyebilirim. Bu yüzeysellik için onları (ya da kendimi) suçlamıyorum tabii ki. Askerlik ayrı bir dünya, insanlar ayrı bir kafa yaşıyor, bambaşka bir psikoloji; dolayısıyla bir sohbetin yüzeyselden öteye gitmesi gereksiz, anlamsız ve imkansız. Herkes erkek, herkesin tafralı, taşşaklı olması lazım falan. Gene de bu kadar vasat ve basit bir ortamda iyi bir duruş sergilediğimi düşünüyorum. Ezmeden, ezilmeden, herkesten belki biraz daha fazla yatarak ve askerliğin ne olduğunu anlayarak bitirdim. İyi oldu be.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecek için planlarım da yok ama okutman ya da öğretmen olacağım sanırım. İkisi bambaşka şeyler ama kabaca böyle işte. Belki geçici olarak başka atraksiyonlu işler de yaparım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ciao.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5401307434349199947-5078435086283188602?l=ultimeciaweapon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/feeds/5078435086283188602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5401307434349199947&amp;postID=5078435086283188602' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5401307434349199947/posts/default/5078435086283188602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5401307434349199947/posts/default/5078435086283188602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/2011/05/3-gun-kala.html' title='Sivil Hayata 3 Gün Kala'/><author><name>Mess</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_b6xfD_aDoL0/SdvNQMhJA7I/AAAAAAAAAQg/ZR0GUT-8UA4/S220/mesutcenankonal.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5401307434349199947.post-8799583554681852108</id><published>2010-12-10T18:48:00.003+02:00</published><updated>2011-10-16T23:00:46.516+03:00</updated><title type='text'>Feet</title><content type='html'>Much have I travell'd in the realms of feet&lt;br /&gt;And many gorgeous heels and soles seen;&lt;br /&gt;Round many cafés and public places have I been&lt;br /&gt;Which had it all; slender, plump or petite.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5401307434349199947-8799583554681852108?l=ultimeciaweapon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/feeds/8799583554681852108/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5401307434349199947&amp;postID=8799583554681852108' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5401307434349199947/posts/default/8799583554681852108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5401307434349199947/posts/default/8799583554681852108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/2010/12/feet.html' title='Feet'/><author><name>Mess</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_b6xfD_aDoL0/SdvNQMhJA7I/AAAAAAAAAQg/ZR0GUT-8UA4/S220/mesutcenankonal.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5401307434349199947.post-1186386146724892893</id><published>2010-09-27T04:46:00.012+03:00</published><updated>2011-10-16T22:56:16.279+03:00</updated><title type='text'>Bunu yazmam lazım</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_b6xfD_aDoL0/TJ_-MWMF1fI/AAAAAAAAAZQ/_r8XEwglK9o/s1600/fdgfd.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5521411156247696882" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b6xfD_aDoL0/TJ_-MWMF1fI/AAAAAAAAAZQ/_r8XEwglK9o/s320/fdgfd.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Merhaba!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin altıncı günü bugün, bugün izinliyim. Dün mesaiye kaldım - yani sabah 8'den akşam 10'a kadar çalıştım. Önceki dört gün yeterince ağrıyan ayaklarım ve bacaklarım tarif edilemez şekilde bir kat daha ağrımaya başladılar. Lakin şu an uykumu (garip ki) aldığımdan nispeten iyi bir konumdayım, hatta neredeyse iyiyim diyebilirim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih 27 Eylül, saat 04.49. Grand Prestige Hotel'de Barboy'luk görevinde başarılıyım. Hayatımda bir daha böyle bir şey tecrübe etmeyeceğimi (muhtemelen) bildiğimden kelli, ve bu günlerin çok ehemmiyete sahip olan günler olduğunu tasavvur ettiğimden beri böyle bir yazı yazmak istiyordum. İyi oldu bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir işe hiç girmezdim aslında. İngiliz edebiyatı mezunu olduğumu duyan çalışanlar (bunun ne demek olduğunu anlayanlar) apışıp kalıyorlar ve orada ne aradığımı soruyorlar. Anlamayanlar ise hiç üzerinde durmayıp bu yeni ve geçici çalışana fazla da prim vermemek namına kulak arkası ediyorlar. Yine de söylemeliyim ki iş arkadaşlarımın her biri tek tek çok iyi insanlar. Hatta onları tanıdıklarıma gayet de memnunum, niye bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görevim çok basit. Sabah geliyorum. Lobi bar'a geçiyorum. Oradaki işler çok rahat ve zevkli ve elimin alınta bir sürü içecek olması hissiyatının hoşluğu yadsınamayacak kadar kuvvetli hissedilen bir şey. Yanımda Suzan Hanım oluyor. O bir şeyler yaparken ben tüm masaları tek tek siliyorum. Olympos - toplantı odasını kontrol ediyorum. Limon ve portakal doğruyorum (kokteyller için) daha sonra kırmızı ve beyaz şarap dolduruyorum (pool-bardan) ve daha sonra yine portakal suyu ve vişne suyu dolduruyorum (pool-bardan). Pool-bar ile entegre çalışıyoruz zaten ve beni akşamüstleri birkaç saatline oraya transfer ediyorlar ve işte o zaman oldukça yorucu ve sevmediğim bir zaman dilimi baş gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pool-pardayken komi olarak çalışabiliyorum. Ki bu yine iyi! Komi değilsem yapacağım şey havuz başındaki ve pool-bar yanındaki yerde oturan insanların boşlarını toplamak. Çok can sıkıcı ve yorucu ve saçma aslında. Eminim insanların çoğu rahatsız oluyordur bundan. Sanki zorla yeyip içmelerini bekliyormuşuz gibi bir izlenim veriyoruz. Bugün birkaç kez yaşlı bir alman kadının bitirmediği kahvesinin fincanını almaya yeltendim ve kadın bana garip bir şekilde gülümsedi, haklı olarak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulunduğum ortamlarda, gariptir ki, yaptığım en iyi şeyin gözlem olduğunu düşünüyorum. Üzerimde üstünlük kurmaya çalışan hiç olmadı ama benim hakkımda izlenim sahibi olanları da biliyorum. Bir kaç kişi benim saf ya da aptal olduğumu düşünebilir, sessiz ve tepkisiz ve söyleneni yapan bir konumda olduğum için... Ama bir çok kişi de, bugün mesela, görünüş olarak 31 Ekim'deki KPSS sınavını yapabilecek - zeki bir tipim olduğunu söyledi - gözlüğün etkisi sanırım. Birkaç gün önce de Şükran, gözlüksüz daha hoş olduğumu söylemişti. Bence de, öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31 Ekim, KPSS. İşte bu çok önemli. O gün İstanbul'da olacağım ve bugünden itibaren 34 gün var. O sınavı vermem lazım. Bu gerçekten gerekli. Zira otel 31 Ekim gibi kapanacak. Sonrasında askere gitme durumum var fakat KPSS'yi geçer ve öğretmenlik yoluna baş koyarsam askerliği 2 yıl erteleyeceğim. Tecil hakkım var. Şimdilik hayatıma yön veren yegane fikrim bu. En son Dostoevsky'nin kumarbazını okudum. Çok beğendim. Orada Dostoevky'nin de ayak fetişi olduğunu anlamamı sağlayan bir sahne olması da acayip hoşuma gitti. General'in para manyağı yavuklusu bizim oğlan kumarda büyük mebla kazanınca hemen onun varlığından haberdar olduğu gibi onu çağırttırıyor ve yatakta uzanırken bizimkine çoraplarını giydirmesini söylüyor. (Ne sahne ama.) Sonra bizimki de ikinci ayağına çorabı giydirirken dayanamyıp öptüğünü söylüyor, kadın da "ay ne yapıyorsun sen" deyip adamı örseliyor. Harikaydı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sırada Madam Bovary var. Onu da heyecanla okumak istiyorum ama KPSS çalışmaları nedeniyle bir süre okumaya ara vereceğim sanırım. Yarın, izinli olduğum için, yapabileceğim iki işi yapacağım, kısmetse. Biri göz muayenesi olup gözlüğümün camını değiştirmek, çünkü daha net görmek istiyorum ve göz numaramda değişme var sanırım. İkincisi de Manavgat Halk Kütüphanesi'nden aldığım kitapları götürüp, yerine bir kaç tane yeni kitap almak. Okumasam bile bulunsun. Büyük ihtimalle ince bir iki roman alırım, Türk Edebiyatından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barboy'luk yaşantımda ilgili anlatabileceğim çok şey var. Bugün pool-barda muazzam ve dehşet güzellikte, anlatılamaz bir seksapeliteye sahip bir kadın gördüm mesela... Bugün dolabımın anahtarını kaybettiğimden (eve geldiğimde annem bulmuştu) sabah ve gece çıkarken dolabımı açmak hususunda arbedeye neden oldum mesela... Çalışırken gözlük takıp takmamam konusunda benden "üst" konumdaki çalışanların tartışmaları ve birbirini azarlamalarına tanık oldum mesela... Vesaire.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylül'ü unutmadım. En son canımı yakan duygusal bağ olarak bir çok kez hala aklıma geliyor. Ama etkisini yitirdi sanırım. Bir hatıra olarak tarif edemeyeceğim bir değere sahip benim için. Ama şahsi olarak ona değer vermek benim kendime verdiğim değeri düşürür. Onu sevmek istemiyorum ama benim için ne anlama geldiğini tarif edemeyeceğim. Etmeyeyim zaten, ne gerek var. Allah bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;That's it for now, folks! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeşim de liseye başlayalı bir hafta oluyor. İngilizce testinden 80 soruda 20 yanlış gibi bir şey yapmış - çok yuvarladım ama oran böyle yani. O yüzden aldım ve yanlışlarını tek tek neden yanlış yaptığını açıkladım. Bunu yaparken de abilik damarlarımı kabarttım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otelde sakat bir adam var. Koltuk değneyğiyle yürüyor ve üzülüyorum. İki kere kahve aldı benden ve şey dedi: "Coffee is as sweet as love, as dark as night and as hot as hell." Gülümsedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha-bir de şu ana kadar 5 euro bahşiş aldım! Yesss!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5401307434349199947-1186386146724892893?l=ultimeciaweapon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/feeds/1186386146724892893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5401307434349199947&amp;postID=1186386146724892893' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5401307434349199947/posts/default/1186386146724892893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5401307434349199947/posts/default/1186386146724892893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/2010/09/bunu-yazmam-lazm.html' title='Bunu yazmam lazım'/><author><name>Mess</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_b6xfD_aDoL0/SdvNQMhJA7I/AAAAAAAAAQg/ZR0GUT-8UA4/S220/mesutcenankonal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b6xfD_aDoL0/TJ_-MWMF1fI/AAAAAAAAAZQ/_r8XEwglK9o/s72-c/fdgfd.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5401307434349199947.post-6587791910121659327</id><published>2010-06-18T21:33:00.032+03:00</published><updated>2010-09-18T04:39:07.023+03:00</updated><title type='text'>Let me not into dreadful despair</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Let me not into dreadful despair, o my queen fair&lt;div&gt;Though in desperation I seek to find refuge;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Since such bright a daylight I cannot face to dare&lt;/div&gt;&lt;div&gt;And two more cursed days; so my tears deluge:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;When so much once a heart is hurt, you would well know&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Liable one gets to feel shit every now and then;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;And when one loves a love sworn not to again,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;And more: a matter of trust on the other hand,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Things are hard, as hard as the worlds crust&lt;/div&gt;&lt;div&gt;With feelings of love, pain, pleasure and lust&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Though I feel, and feel it real, and be on a constant go&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Who can claim to know the things we are all for:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;The mystery of the world for me seems to stem from thee,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;And the thing is: I love you so much that it hurts me.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5401307434349199947-6587791910121659327?l=ultimeciaweapon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/feeds/6587791910121659327/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5401307434349199947&amp;postID=6587791910121659327' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5401307434349199947/posts/default/6587791910121659327'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5401307434349199947/posts/default/6587791910121659327'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ultimeciaweapon.blogspot.com/2010/06/let-me-not-into-dreadful-despair.html' title='Let me not into dreadful despair'/><author><name>Mess</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_b6xfD_aDoL0/SdvNQMhJA7I/AAAAAAAAAQg/ZR0GUT-8UA4/S220/mesutcenankonal.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
